KAYNAKLARI TAHRİF EDEREK ALEVİ TARİHİ İCAT EDİLMESİNE İZİN VERİLMEMELİDİR

Değerli site okurları

Bir yıldır yazarı olduğum bu sitenin tüm emekçilerine ve okurlarına saygı ve sevgilerimi sunarak son günlerdeki bazı eleştirileri yanıtlamak istiyorum.

Bilindiği gibi bir yıl önce “Erdoğan Çınar Skandalı” adıyla bir yazı kaleme aldım ve Sayın Çınar’ın yazdıklarını mercek altına almaya başladım. Süreç devam etti ve sonunda Alevi Tarih Yazımında Skandal- Erdoğan Çınar Örneği- adı altında bir kitap yayınlamak zorunda kaldık. Zorunda kaldık, diyorum, çünkü ortada tam anlamıyla bir skandal vardı ve bu görmezlikten gelinemezdi. Üstelik bu skandal, Aleviliğin en zayıf olduğu ve iç tartışmalarla yıprandığı bir döneme denk geliyordu.

Sözü fazla uzatmak istemiyorum. Net ve açık şeyler söyleyeceğim. Sitede yer alan bazı iddiaları yanıtlamak istiyorum.

1- Bazı değerli kardeşlerim benim İslamcı olduğumu iddia etmektedir. Bu konudaki tek kaynakları Erdoğan Çınar’ın bir kitabımdaki bölümü tahrif ederek oluşturduğu cümledir. Bu cümlede ben, Alevi dedelerinin büyük bölümünün Musa Kazımlılık iddiasında olduğunu ve bunun yorumlanması gerektiğini söylüyorum. Değerli arkadaşların bazıları ise Musa Kazım’ın 12 İmam’dan olması nedeniyle benim Aleviliği İslam’a dayandırdığımı iddia ediyor. Durum bununla da kalmıyor. Aynı arkadaşlar, Aleviliği, Musa Kazım’ın ağabeyi İsmail’e bağlayan Erdoğan Çınar’ı ise İslamcı saymıyorlar, hatta Alevilik İslam dışıdır, dedi diyorlar. Bu durumda şu soruları sormak gerekir.

a-İsmaililer (örneğin, E. Çınar’ın kitabında belirttiği Hasan Sabah ve yandaşları), Musa Kazım’ın ağabeyi İsmail’i İmam olarak kabul etmiyorlar mı acaba? Bunun yanıtı çok kolay. Çünkü, İsmaililer ve inançları günümüzde yaşıyor. Onlara sorabiliriz, ya da bu konuda birçok araştırma var, onlara bakabiliriz.

b- Musa Kazım ve İsmail, altıncı imam Cafer’in oğulları. Bu durumda Erdoğan Çınar, Aleviliği İmam Cafer’e de bağlayıp bir çeşit Caferi olmuyor mu? İslamcı olmuyor mu?

2- Bir değerli arkadaş, Su Tv’de program yapmamı (Dedeler ve Talipler programı) sorgulamak istiyor. Sunduğum program canlı. Yani, sansür olanağı yok. Programı izleyenler neler söylediğimi biliyorlar. Köy köy, kasaba kasaba, ocak ocak, aşiret aşiret, Alevilerin tarihini anlatıyorum. Binlerce Alevi kardeşimizden soru geliyor ve onların sorularını yanıtlıyorum. Her hafta bir gece sabaha kadar uykusuz kalıyorum. Hiç önemli değil. Ben bir yol eriyim. Yol talibiyim. Yolumun zayıf durumda olduğunu görerek bir yol emekçisi olarak çalışıyorum. Bir arkadaş bu tv kanalından para alıp almadığımı soruyor. Emin olsun, hiçbir para almıyorum. Yol parası bile almıyorum. Arada bir çay veriyorlar. Hatta bazen çay bile vermiyorlar. Benim programın çizgisi ortada. Gizlisi saklısı yok. Ayrıca, neden bu kanalda program yaptığım merak ediliyor. Merak edilmesin, ben, AABF ve ABF’nin de kanalında konuşuyorum. Yurt içinde ve yurt dışında onların düzenlediği panellerde konuşuyorum.

Konuştuğum kanal önemli değil, ne konuştuğum önemli. Diyelim ki, atv ya da CNN TÜRK’te konuşsam bana aynı eleştiriler yöneltilir mi? Bu kanalların sahibi kimler, biliyoruz.

3-Bazı arkadaşlar, ünlü olmak için Erdoğan Çınar’ın tahrifatlarını ortaya döktüğümü iddia ediyor. Ünlü olmak gibi bir derdim yok. Hemen hemen her yerde konuşuyorum. Beni tanıyanlar az değil. Az olsa ne önemi var? Konu bu değil. Ben ünlü olmak için yazsam bile bu durum, Erdoğan Çınar’a tahrifat yapma hakkı mı tanır?

4- Çınar’ın tahrif ettiği kaynakları birer örnekle sıralayayım:

a-Coğrafyacı Strabon’un Coğrafya kitabı: kitapta Ma topluluklarındaki kutsal fahişelikten söz ediliyor. Bu bir iftira olamaz. Çünkü Strabon, rahip ailesinden. Kendi topluluğuna iftira edebilir mi? Kitaptaki Zeus tapınağını Çınar, Hacı Bektaş dergâhı olarak sunuyor.

b- Annna Komnena’nın Alexiad kitabı: Kitapta Pavlikianos olarak geçen terimi Alevi olarak sunuyor. Anna’nın İstanbul’da bir Alevi ocağının varlığının belirlendiğini söylüyor. 12 Hizmetlinin yer aldığını iddia ediyor. Oysa bunlar kitapta 12 Havari (Apostolos) olarak kayıtlı.

c- Evliya Çelebi Seyahatnamesi: Çınar, bu kitapta Evliya Çelebi’nin Tokat’taki Kadın Ana’ya adanmış dergah devletin arazisi üzerinde yedi adet Alevi-Bektaşi dergahının olduğunu naklettiğini iddia ediyor. Kitap’ta Kadın Ana, dergâh devlet gibi terimler yok.

d-Bizans kaynakları: Peter of Sicily’nin yazdığı raporları tahrif ediyor. Gospel (İncil) ve Apostle’yi Alevi yolunu anlatan kitaplar olarak sunuyor. Battal Gazi, Divriği Alevi Devleti, Alevi gibi terimler ve adlar asıl kaynakta yer almadığı halde, varmış gibi sunuyor.

e-Deyişler: Çınar, Alevi deyişlerini tahrif ediyor. Abdal Musa ve Pir Sultan’ın ürettiği deyişlerdeki Ali adını başka sözcüklerle değiştiriyor.

f-Osmanlı kaynakları: Osmanlı kaynaklarında Nur Ali Halife olarak adı geçen kişiyi Nur Halife olarak yazıyor. Ali adını siliyor.

Bu kadar örnek yeterli sanırım. Çınar’ın bu yaptıkları en hafif deyimiyle güven istismarı. İnsanlar Çınar’ın yazdıklarını okumuş, bir kısmı ona inanmıştır. Çünkü bu derece bir güven istismarını akıllarına getirememişlerdir. Bunda da biraz haklılar. Çünkü eşi benzeri görülmemiş bir durum.

Çınar’ın yazdıklarına inananlardan biri olsaydım bu benim için bir onur sorunu olurdu. Hamza Aksüt, Ünsal Öztürk ya da Hasan Harmancı’nın kimliği ya da kişiliğiyle uğraşmak yerine, Çınar’ın bu tahrifatları yapıp yapmadığına, başka bir deyişle, ona olan güvenimi istismar edip etmediğine bakardım. Ona neden böyle davrandın diye sorardım. Çınar’ın bu tahrifatlarını bir ilahiyatçı ortaya koysaydı ne olurdu, bir düşünelim.

Çınar’ın yaptığı yorumlara bir itirazım yok. Bunu yazdığım önsözde belirttim. Tahrifatlara itiraz ediyorum. Çınar, şöyle yapsaydı hoş görülebilirdi: Kaynaklardaki bilgileri doğru olarak aktarıp daha sonra “Her ne kadar kaynakta böyle yazsa da ben bunun şu anlama geldiğini düşünüyorum” deseydi bir itirazımız olmazdı.

Çınar’ın Alevi olarak sunduğu Paulikienler altı kilise kurmuş. Çınar ve Çınar’ı savunmak isteyenler halen Paulikienlerin kiliseye gitmediğini iddia edebiliyor.

Bazı okurlar, İngilizce bilip bilmediğimi merak ediyor. Meraka gerek yok, kitaptaki metinleri ben çevirdim. Beni yakından tanıyanlar bilir. Zaten fazla İngilizce bilmeye gerek yok. Örneğin, Gospel’in Alevi yolunu anlatan kitap olmadığını çok az İngilizce bilen biri de bilir.

Kaynakları tahrif ederek Alevi tarihi icat edilemez. Aleviler buna izin verirse yarın başka birisi çıkar, Havra’yı Alevi ocağı, hahamı, pir ve rehber olarak Türkçeye çevirir ve Aleviler, Musevi’dir der. Ya da Musevileri, Alevi olarak yazar.

Son söz olarak bir çağrıda bulunuyorum: Sayın Çınar’ı istediği televizyon kanalında tartışmaya çağırıyorum. Defalarca çağırdım, yanıt gelmedi.

Saygılarımla