Hacım Sultan’ın Kimliği

Hacım Sultan’ın Kimliği ve Uşak Yöresindeki Alevi Topluluklar

Hamza AKSÜT

(12.05.2012 tarihinde Uşak’ta düzenlenen Hacım Sultan Şenliği kapsamındaki konferansa sunacağım bildiridir.)

Bu bildiride Hacım Sultanın kimliği, Uşak’ın Sivaslı ilçesine bağlı Hacım köyünün (günümüzde Sünnidir) tarihi ve Alevi toplulukların Uşak yöresindeki kalıntıları ortaya konacaktır.

Hacım Sultan’ın Kimliği


Türbesi Uşak’ın Sivaslı ilçesine bağlı Susuz köyünde olan Hacım Sultan, Hacı Bektaş’ın ulu halifelerindendir. Hacı Bektaş, ‘batın kılıcını’ Hacım Sultan’a vermiş, onu erenler meydanında cellatlıkla görevli kılmıştır. Adı üzerinde; bu cellatlık görevi, adam öldürmeyle ilgili değil, irşad etmeyle ilgilidir.
Hacım Sultan, Hacı Bektaş’ın verdiği batın kılıcını, türbeye su getiren eşek üzerinde denemiş ve eşeği öldürmüştür. Bu olay üzerine Hacı Bektaş, ona beddua etmiş, beddua sonucu Hacım Sultan çolak kalmıştır.
Bir süre sonra Hacı Bektaş, Hacım Sultan’ı Germiyan yöresine göndererek orayı irşad etmesini istemiştir. Hacım Sultan, erenlerle vedalaşıp Hacıbektaş kasabasından yola çıkmış ve Germiyan toprağına gelmiştir. Afyon’da bir süre kaldıktan sonra Germiyan beyi Uşak’ta Susuz denen yeri Hacım Sultan’a yurt olarak vermiştir. Hacım Sultan bu ıssız yerde bir zaviye kurmuştur.
Sözün burasında Hacım Sultan adını analiz etmek gerekiyor. Halifelerinden Derviş Burhan tarafından yazılan velayetnamesine göre Hacım Sultan’ın asıl adı Receb’dir. Demek ki Hacım Sultan, Receb’in sosyal adıdır. Alevi erenlerin birçoğu bu tür sosyal ad taşımaktadır. Konuyu örneklemek gerekirse:
Hacı Bektaş’ın asıl adı Muhammed’dir. Bekdeş bir topluluk adıdır. Hacı Bekdeş, ‘Bekdeş topluluğunun hacısı’ anlamında sosyal bir addır.
Dede Garkın’ın asıl adı Numan’dır. Dede Garkın, ‘ Garkın boyunun dedesi’ anlamında sosyal bir addır.
Kadıncık Ana, ‘Kadıncıklı obasının anası’ anlamında sosyal bir addır. Onun asıl adı Fatıma’dır. 
Hacı Kureyş, ‘Kureyşan aşiretinin hacısı’ anlamında bir addır. Onun asıl adı Mahmud’dur. 
Konumuz olan Hacım Sultan adına gelirsek: Hacım Sultan, ‘Hacım’ın sultanı’ anlamında sosyal bir addır. Osmanlı döneminde tutulan tahrir defterlerinde Hacım, Hacıbektaş kasabasıdır. Başka bir ifadeyle, Hacıbektaş kasabasının adı Hacım’dır. 
Bu sosyal ad, onun Hacım (Hacıbektaş) kasabasında ne kadar önemli bir eren olduğunu göstermeye yeterlidir. Hacı Bektaş’ın Kütahya’da görevlendirdiği Seyyid Cemal de sosyal bir addır. Cemal, Hacım (Hacıbektaş) kasabası yakınında bir köydü ve Hacıbektaş zaviyesi vakfı kapsamındaydı. 
Kısacası; konumuz olan erenin asıl adı Receb’dir, Hacım kasabasının ünlü bir ereni olduğu için ona ‘Hacım’ın sultanı’ anlamında Hacım Sultan sosyal adı verilmiştir. Sultan, Alevi erenler için yaygınlıkla kullanılan bir unvandır. Ali Seydi Sultan, Dede Garkın Sultan, İran ve Irak’taki Alevilerin mürşit ocağının kurucusu Sultan Sahak, bu duruma örnek olarak verilebilir.
Velayetnamesine göre, Hacım Sultan, Susuz yöresine geldiğinde burası aynı zamanda bin bir haneli Akkoyunlu Türkmen yörüklerinin yaylasıydı. 1520 yılında düzenlenen tahrir defterindeki bilgilere göre Akkoyunlu Yörükleri, Uşak kazasında 19 oba halinde yaşamaktadır. 1570 yılında ise Akkoyunlu Yörükleri 20 obadır.

Hacım Sultan Zaviyesi 


Hacım Sultan, kısa sürede çevrede tanınmış ve birçok muhib edinmiştir. Germiyanoğlu Yakub Bey, 1321 yılında Hacım Sultan zaviyesini vakıf haline getirmiş, kendi öz malından da harcayarak birçok yeri vakfa bağlamıştır. 
Vakıf kapsamında olan yerler, Hacım köyü ile çevresindeki arazidir. Vakıf arazisi, Hacım köyünün kuzeyindeki Timur Depesi ile Arnındak Şamı’na, doğusundaki Bahçe Pınarı ile Sarı Daş’a, güneyindeki Göğez köyündeki Yassı Daş’a, batısındaki Saraycık köyü ile Ortalu köyü arasındaki Kataş’a kadar olan alanı kapsıyordu. 
Hacım Sultan zaviyesine ait vakfiye 1321 tarihlidir. Vakfın kurucusu Germiyanlı Yakub Bey, Şeyh Germani Şeyh Mustafa oğlu Şeyh Dede Bali’nin zaviyede şeyh olmasını, Dede Bali’den sonra da onun soyunun şeyhliği sürdürmesini şart koşmuştur. 
Derviş Burhan tarafından yazılan velayetnamedeki bu bilgilerle vakfiyedeki bilgilerin örtüşmediği görülmektedir. Velayetnamede Hacım Sultan’ın Osman adlı bir oğlu olduğu, Osman’ın da Çakır Çelebi adlı bir oğlu olduğu yazılıyken, vakıf defterlerinde bu kişilerin adına rastlanmamakta, ‘Hacım evladı’ Dede Bali adı geçmektedir.
Hacım Sultan zaviyesine ait ilk tahrir kaydı II. Bayezid dönemine aittir. Bu tahrirde Hacım köyünün vergi nüfusu14 çift, 2 nim çift, 14 bennak, 10 kara bennak ve 7 mücerred’dir.
1530 yılında düzenlenen icmal defterde 63 hane, 8 mücerred, 7 pir ve malul ile 13 zaviye dervişi kayıtlıdır.
II Bayezid dönemi tahririnde vakıf sahipleri şunlardır: Ali Çelebi oğlu Yunus, Ali, Dede Bali oğlu Halil, Hisarbeğ oğlu Mustafa.
Kanuni döneminde zaviyedeki dervişler şunlardır: Hızır Dede, Ali oğlu Nur Kemal, Musa oğlu İbrahim, Ahmed oğlu Sani Dede, Sani Dede oğlu Yusuf, Sani Dede oğlu Nebi, Sani Dede oğlu Veli, Nesimi Dede, Bazarlu oğlu Kara Dede, Pir Dede oğlu Satılmış, Pir Dede oğlu Yunus ve Paşa Kulu, Emirşah oğlu Emirze
II. Selim döneminde 7 kişi zaviye hizmetkarı, 5 kişi ise vakıf evladı olarak kaydedilmiştir. Vakıf evladı olan kişiler şunlardır: Zeynel Abidin oğlu Şah Veli, Zeynel Abidin oğlu Bayrami, Zeynel Abidin oğlu Şeyh, Şah Abdal oğlu Gülabi, Dede Bali oğlu Müslim.
Zaviye hizmetkarları ise şunlardır: Sani oğlu Veli Dede, Veli Dede oğlu Hüdaverdi, Nebi oğlu Ali, Nebi oğlu Bali, Mustafa oğlu Musa, Veli oğlu Niyaz Abdal, Pir Kulu oğlu Nur Ali
Kanuni ve II. Selim dönemi kayıtlarında Kolu Açık Hacım köyü ile Kiçi oğlu Yahşi Değirmeni eskiden beri vakıf olup Hacım oğlu Dede Bali, Fatih Sultan Mehmed’in nişanıyla vakfın mutasarrıfıdır. Dede Bali, kendi rızasıyla vakfın tasarrufunu oğlu Şeyh Çelebi’ye devretmiştir. Yine Fatih Sultan Mehmed döneminde vakıf iptal edilmişse de II Bayezid döneminde vakıf yeniden kabul edilmiştir. Yavuz Sultan Selim döneminde vakıf, Hacım evladından Şeyh’in oğulları Kemal ile Veli’ye ortak olarak geçmiştir. II Selim döneminde vakıf, “berat-ı alişan” ile Zeynel Abidin’e geçmiştir. 
Hacım köyünün vergisiyle ilgili kayıtlar ise şöyledir: II. Bayezid döneminde 2.061 akça, Kanuni döneminde 8.070 akça, II Selim döneminde 8.146 akça.

Hacım Köyündeki Ziyaretler


Hacım köyündeki Çile mağarasının Hacıbektaş’taki mağaradan esinlendiği açıktır. Mağara, çökme sonucu yavaş yavaş kapanmaktadır.
Hacım köyündeki ziyaretler, Gül Baba, Sarı Seydi Dede, Burhan Baba, Kara Dede ve Ballı Baba’dır. 
Bunlardan Ballı Baba, kuşkusuz, vakıfnamelerde adı geçen Dede Bali’dir. Burhan Baba ise Hacım Sultan velayetnamesini yazan erendir. 
Kara Dede, velayetnamede Kara Baba olarak adı geçen erendir. Sarı Seydi, on beşinci ve on altıncı yüzyılda tutulan tahrir defterlerine göre Kütahya’nın Şeyhlü nahiyesindeki Kılcan köyünün mezrasıdır. Kılcan, bir topluluk adıdır. Kılcan, Şeyhlü nahiyesinden başka Kütahya’nın merkez nahiyesinde, Uşak kazasının Kılcan köyünde yurt tutmuş bir topluluktur. Konuyu daha ilginç kılan şey; Kılcan topluluğu içinde Bektaşlar adında bir obanın bulunmasıdır. Yukarıda belirttiğimiz gibi, Bektaş, Hacı Bektaş’a ad veren obadır. Yine tahrir kayıtlarında Sandıklu nahiyesinde Bektaş adında bir köy vardır. 
Hacım Sultan dervişlerinden olup Hacı Bektaş’ın Makalat adlı kitabını Arapçadan Türkçeye çeviren Said Emre de Uşak yöresinde yurt tutmuştu. Said Emre zaviyesi, Kula’nın Sarnıç köyündeydi. Şehitli Türkmenlerinin yurdu olan bu köyde Said Dede adıyla anılan ziyaret ve türbe Said Emre’ye aittir. 

Uşak Yöresindeki Topluluklar


a-Selmanlu 


1528 yılında düzenlenen tahrir defterine göre Selmanlu, Kütahya sancağının Uşak kazasında yurt tutmuş olan Ak Koyunlu Yörüklerinin bir obasıdır. Uşak’ın Sivaslı ilçesine bağlı olan Salmanlar köyü (günümüzde Sünnidir) bu topluluğun adını taşımaktadır.
Salmanlı, Dede Garkın ocağına bağlı Şeyh İbrahim ocağının en ünlü talip topluluğudur. Bu Salmanlılar günümüzde, Malatya, Kahramanmaraş, Mersin, Sivas, Çorum, Yozgat, Amasya, Eskişehir gibi geniş bir coğrafyada yaşamaktadır.
“Bize de Salmanlıoğlu derler ezelde
Garip başa bir hal geldi bu demde
Akdağ’ı, Tocahdere’yi dolan da 
Gel bize yetigör Şah Veli Dedem” 
dizelerini de içeren ünlü destan, Salmanlı topluluğuna aittir. 1519 yılında Bozok’un Salmanlı yöresinde Osmanlı devletiyle çarpışan ve Celali ayaklanmalarına ad veren Şah Veli, (Celal) bu topluluktandır.

b-Bektaş


Hacı Bektaş’a ad veren bu oba, Kütahya sancağında 5 yerde yurt tutmuştu. Bunların üçü Kılcan Yörükleri içindeydi. Kılcan Yörükleri içinde olup Sandıklı yöresinde yurt tutmuş olan bektaş obası, 1528 yılında 9 haneydi.
Kılcan Yörükleri içindeki bir başka Bektaş obası, 1571 yılında 25 haneydi. Üçüncü Bektaş obası, Kütahya’nın merkez kazasında yurt tutmuştu 1519 yılında 13 hane ve 3 mücerred nüfusa sahipti.
Bektaş obasının bir başka kolu, Toylu Yörükleri arasında olup Kütahya livasında yurt tutmuştu. Bu oba, 1571 yılında 6 haneydi. Simav kazasındaki Bektaş obası, Ellici Yörükleri içinde olup 6 hane 3 mücerred nüfusluydu. 

c-Seyyid Ebu’l Vefa Yörükleri


Lazkiye (Denizli) kazasında yurt tutmuş olan bu obaya ad veren Seyyid Ebu’l Vefa, 12 İmam’ın dördüncüsü İmam Zeynel Abidin’in soyundan olup Avuçan ocağının kurucularındandır. On ikinci yüzyılda Irak’ın Kusan yöresinde doğmuş, seyyidlere yapılan baskılardan kaçarak Mezopotamya yöresine sığınmıştır. Osmanlı devletinin kuruluş tarihini anlatan kitaplarda Geyikli Baba’nın da yolağından olduğu söylenen Ebu’l Vefa seyyidlerine ait bir zaviye, (1530 yılı kaydına göre) Afyon kentindeydi. 
1530 yılında Denizlideki zaviyede Seyyid Velayet bin Seyyid Ahmed bin Seyyid Ebu’l Vefa hizmet veriyordu.

(Kaynak notlarını teknik yetersizlik nedeniyle ekleyemedim.)


Saygı ve sevgiyle….