Devrim Ve Özgürlük

Devrim öncelikli olarak kişinin kendi iç dünyasındaki gelişim ve değişimi sağlamasıdır. Kendi içsel dünyasında devrim yapmayan başkalarının dünyasında devrim yapamaz.

Din literatüründe kemalet tabiri insanlığın en büyük devrimidir. İnsan kemale ermediği müddetçe devrim sözü kulağa hoş gelen teori hayalden ibaret kalır.

Kamil insan demek, inanç, iman ikrar, yol, erkan, musahip, 4 kapı, 40 makam ve aşk demektir.

Yaşamını bedensel arzular ve rahatlık için tüketen ve bu mücadelenin adına da devrim diyenler yol dervişliğini asla anlayamazlar.

Devrim hem dışsal hem fiziksel düşünsel ve hem de ruhsal gelişim ve değişimdir. Tek yönlü devrim yani maddi dünyevi fiziki devrim kişiyi evrenselleştirmeyeceği gibi mutlu ve huzurlu da kılmaz.

Kemalet insani fıtratın en büyük devrimidir. Zira insan en büyük ayettir. Kamil insan da Allah’ın en büyük ayetini tefsir edendir. Kemale ermiş insan gerçek devrimcidir. O sadece sirk hayvanları gibi eğitilen ve süslenen değil, kendini bilen, bulan ve olgunlaştırandır.

Yaradılış gayesini ve fıtratı ret edenlerin devrimi muz devrimidir. Muz devrimcileri asla Pir Sultan’ı anlayamazlar. Tıpkı Pir Sultanı kendilerine örtü yapıp ama hakiki manada Pir Sultanı tanımayan anlamayan ve bilmeyen cahiller misali.

Pir Sultan demek dava demek, ilim demek, iman demek, idrak demek, ikrar demek, yol ve erkan demek, aşk demek, musahip demek ve kemalet demektir.

Pir sultan demek cem demek, semah demek, oruç demek, ibadet demek, Muhammet Ali, Hasan ve Hüseyin, 12 imam, İslam ve Kur’an demektir. 

DEVRİM VE DİN;

Gelişim ve değişim anlamına gelen devrimin din literatüründeki adı evrenselleşmiş kamil kimlik ve kişilik demektir. Kamil toplumun en aydın, çağdaş, adil, Hakk’a niyet ve hoşgörülü kişiliğidir.

Siyasal devrimler insan hayatlarının yalnızca bir yönünü yani fiziki boyutunu etkilemiştir. Din ise insanın hem maddi ve hem de manevi dünyasında iki alanlı devrim yapmakta, kişiyi her iki alanda da yaşamak ve mutlu olmak mücadelesine hazırlamaktadır.

ÖZGÜRLÜK

Bir ağacın meyvelerinin olgun ve leziz olması, o ağacın dört anasırdan istifade etmesi ve iyi bir bahçıvana sahip olasıyla mümkündür.

Bu hallerden mahrum olan ağaç aynı cinsten ve aynı toprağa dikilse de ya kurur ya çürür ve ya da meyvesi kal ve tatsız olur.

Özgürlüğü kamil bir insanın bakış açısıyla değerlendirirsek bunun bedenin tüm dürtülerinin serbest bırakmak ve bedeni tıka basa doldurmak olmadığını anlayacağız.

Yani asıl özgürlüğün akılda, ruhta, aşkta ve fıtratın gayesini idrakte olduğunu anlayacağız. Hayvanın özgürlüğü arpanın çokluğunun sarhoşluğundadır. Sahte peygamberlerin olduğu gibi .

Özgürlük benin tüm arzu ve ihtiraslara dayalı dürtülerini (arzı, şehvet, tensel  zevkler) ve bu arzuların esiri olmuş aklı istediğini yapmakla ödüllendirmek değildir.

Özgürlük, nefsin tüm dürtülerinin zulmüne maruz kalmış ve esir düşmüş aklı, ruhu, duyguları hisleri ve basiretini maddenin karanlık zindanlarından kurtarmaktır.

Özgürlük ve devrim, bireyden başlar ve toplumsallaşır.

Aklın ve ruhun saflığını sağlamadıkça insan kişiliği ortaya çıkmaz.

Devrim olan değişimin gelişimin özgürlüğün hürriyetin ve iradenin din literatüründeki karşılığı kemalettir, dervişliktir. Dervişi toplumun en çağdaş en aydın en akılcı ve en ahlaklı kişiliği demektir.

İslam, insanı her iki alemde mutlu ve huzurlu kılmak isteyen bir sisteminin adıdır. Bu sistem zahir ve batın, ruh ve beden, muhkem ve mutaşabih, bilgi (kitap) ve hikmet olarak kendini göstermiştir.

Bu yola çıktığını söyleyip, uygulamada ise kendi zannıyla hareket edenler bu sırra vakıf olamazlar.

Beni yeniden doğuracak bir anne arıyorum. Gerçeğe doğmak istiyorum. Dış mutluluk ve zahiri söylemler beni mutlu etmiyor.

Ben içsel mutluluk arıyorum. Varlığımın sebebi ve kaynağı olan ilahi kudrete varmak istiyorum .

Alem kitabının canlı surelerini ve mana dolu insanı okumak istiyorum.

Ruhi özgürlük ile nefsi özgürlüğün farkı aynı ağaç türünün kurumuşuyla olgun meyveler verenin farkı gibidir. Her iki ağaçta aynı fıtratla yaratılmışlardır ama biri çeşitli sebeplerle kurumuş yani özü kuruduğundan meyve verememiş ve ateşlik odun olmuş, diğeri de özüyle birlikte olgun meyveler sunmaktadır.

Asıl özgürlük maddi arzulardan sıyrılmak kişiyi beden kabristanına veya kafesine hapseden yemi tuzaklardan kurtulup aşka karışmaktır. Nura pervane olmak demektir.

Fikirde, aşkta, ruhta özgür olmayanların özgürlüğü arpayla sarhoş olan beygirlerin özgürlüğü misalidir.

Yani bedenin her dürtüsünün arzu, ihtiras, şehvet ve tensel zevklerinden sarhoş olan nefsin ve ona kul olmuş iradelerinin (aklın) özgürlüğü insani özgürlük değildir. Tüm hayvani dürtüleri özgür bırakmak ve bu dürtülerin zulmüne uğramak, susmak, göz yummak ve şuursuz davranmak maddenin karanlığında yokluğa karışmaktır.

Özgürlük, ruhu maddenin tüm iğretilerinden temizlemek bağlarını çözmek ve kendi gök alemine uçuşunu gerçekleştirmektir.

Sudan çıkarılmış bir balığın tüm çırpınışı tekrar hayat olan suya geri dönmektir.

DEVRİM

Kendinde gelişim ve değişim sağlayamayanlar, kozasından çıkamayanlar yeni şeylerle tanışmayan ve yeni bir Pazar kuramayanlar geçmişin hikayelerini pazarlayan simsarlara benzerler. Değişime açık olmayan ve geçmişte kalanlar kendi zamanının insanı değillerdir. Geleceğin özlemiyle arayıcı ve ayrıştırıcı olanlar her zaman ileri çağlara ait dehalardır.

Tüm zamanlar geçmişin hikayeleriyle geçecekse, aklın, düşünmenin, fikir üretmenin ve özgürlüğün bir anlamı ve önemi yoktur. Başkalarının geçmişini ve düşüncesini yaşamak gelişime bir darbe ve frangadır. Bizler kendi akıl ve gönlümüzde yeni evrenler yaratmalıyız.

ÖZGÜRLÜK

Ruh dünya nimetlerinden ve dünyevi arzularının tutsaklığından kurtulmadıkça özgür değildir. Bir çöpü dahi olmadan saygı duyulan insan özgür insandır. O her şeyin şahıdır. Özgürlüğün padişahı olan insan yeryüzünün gerçek halifesidir.